Elbise ve makyaj her ikisi de birbirinden farklı birer alan olmasına rağmen, her ikisi de kıyafet bütünlüğü içinde bir anlayışı besler, geliştirir. Bir kadının sadece elbisesi, sadece makyajı ve sadece aksesuarları tek başına değerlendirilmez. Buna o kişinin kimlik ve kişiliğinden doğan duygu, düşünce ve davranışlarını da eklemek gerek. Çünkü kıyafet kadının taşıdığı bütün değerlerin imajı ve bir ifadesidir. Bu bütün değerlerin bir kavram içindeki karşılığı da “kıyafet”tir.
Elbisenin, makyajın, takı ve aksesuarları tasarlayan ve kritize edenlerin kulvarları farklı olup, uzmanlık alanları içinde yer alması gerekir. Buna rağmen şahsen moda ve stil editörü olarak ben, tesettürü bir yaşam biçimi olarak benimseyen, tesettürlü yaşayan, inanç ve amelinde hassasiyetini ortaya koyan mütedeyyin hanımların sadece elbiseleriyle ilgili değil, kıyafetin bütün kodlarıyla ilgili görüşlerimi makalelerimde ele alıyorum. Elbette tesettür itikat, ibadet ve ahlakı temsil eden bir giyim tarzıdır. Bunu manevi bir elbise olarak görmek istersek; bizim arzuladığımız zühd ve takvadır.
