Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sevgi.. Şefkat.. Merhamet..





Herkes en yüce duyguları hissetmek ister. Bunlarla yaşamak, bunlarla nefes almak ister. Ruhunu bu duygularla süsler, önce kendisine, sonra etrafına saçmak ister. Bizleri mutlu eden, bize ruh veren duyguların başında, sevgi, şefkat ve merhamet gelir.

Neydi sevgi? Uğruna nice şiirler yazılıp, nice destanlara konu olmuştu. Yaradandan ötürü yaradılanı sevmek değil miydi? Ey Habibim bu kâinatı senin sevgin için yarattım, demiyor muydu Rabbim? Önyargısız, hesapsız, kitapsız, kişiyi hatasıyla sevabıyla kabul etmek, onunla gerektiği gibi ilgilenmekti. Karşımızdakinin iyi taraflarını yüceltip, kötü taraflarından sıyrılması ve kurtulması için çalışmak ve yanında bulunabilmekti. Ben diye düşünmeyip, biz diye düşünebilmekti. Yalnızlığımızı gidermekti sevgi. Aç ruhumuzu doyurabilmek, huzurlu ve sağlıklı nefes alabilmekti. Yanımda olan, yanında olabildiğimdi. Etrafımızda bizi böyle seven, kabul eden insanlar olmalı.. Herkesin yanında huzur buldukları sevdikleri olmalı.. Bizi sevgisiyle şefkatiyle koruyup kollayanlar bulunmalı…


Ben, bana bir adım gelene on adımla gitmeliyim. İyi ve kötü durumlarında maddi manevi, düşüncelerim ve davranışlarımla yanında olduğumu hissettirmek istemeliyim. Bunların başında hiç kıyamadıklarım ise çocuklar ve yaşlılardır. Özellikle onları gözetirim. Hastaları, acze düşmüşleri ve garipleri ihmal etmeyelim. Kimsesiz, evsiz, yurtsuz insanlardan şefkatimizi esirgemeyelim. 

Yapayalnız kalmış bir kadına, huzur evlerinde kalan yaşlılarımıza, çocuk esirgeme kurumunda yetişen çocuklarımıza şefkatimizi gösterelim. Ya da bir sürü kalabalığın içinde yapayalnız kalmış insanlara.. Onların asla yalnız olmadıklarını, hayatlarında her zaman bir ümit ışığının varlığını, etkin bir biçimde hissettirelim. Onların gönüllerini kazanmak için bütün değerlerimizi ve kazanımlarımızı ortaya koyup, onlarla paylaşalım. Biz el uzatalım ki, bir gün el uzatılacak durumda olursak, yapayalnız kalmayalım.

Oysa öyle anlar gelir ki, tüm yaşanılanlar çığ gibi büyür insanların gözünde. Çıkmaz sokaklarda kalır, adım atacak bir yer bulunamaz. Yapayalnızlığının içinde, yanacak bir merhamet ışığı arar, durur. Derde düşmüş kişinin elinden tutup, derdine merhem olabilmemiz lazım. Dertlilerin derdiyle dertlenmek ve onların dertleriyle hemhal olmalıyız. Onların sıkıntılarında, maddi ve manevi bütün kazanımlarımızla destekleyerek, onlara yardımda bulunup, ayağa kalkmalarını, rahatlamalarını sağlamalıyız. Unutmamalıyız ki, merhamet etmeyene de merhamet edilmez.

Bir bebeğin canhıraş ağlaması, bir çocuğun umutsuz bakışları, emzikli bir kadının mahzun yüzü, bir yaşlının takatsizliği, işinde iflas etmiş bir müflisin durumunu hissedebiliyor musunuz? Onlara el uzatabiliyor muyuz? Bir hayvanın can çekişmesi, bir çiçeğin bir dalının bile kırılması bizi etkilemiyor mu? Oysa hayatımızda uzun bir süre bize hizmet etmiş ve dededen kalmış köstekli bir cep saatinin zembereği kırılsa, acıma duygusu yaşarız. Onlarla bütünleşmiş duygularımız hüzün yaşamıyor mu? 

Hayatımızda bizim mutluluğumuzda payı olan, canlı cansız her şey bunun yanında, varlığını bile bilemediğimiz nice değerler vardır ki, yaşadığımız sevgi, şefkat ve merhamet duygularıyla hayatiyetlerini memnuniyetle devam ettirmektedirler. O halde; sevgi, şefkat, merhamet; bütün yaratılmışlara ve evrendeki varlıkların varlığına duyulan saygının bir ifadesidir. Bu üç kavram, iç içe girmiş büyük bir değerdir. Bu değerler için, yaşamak yaşatmak için, çalışmak insan olma özelliğimiz olmalıdır.

Türkan Eraslankılıç

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme